| “Şu sağ elindeki nedir ey Mûsâ?” |
| قَالَ هِيَ عَصَايَۚ اَتَوَكَّؤُ۬ا عَلَيْهَا وَاَهُشُّ بِهَا عَلٰى غَنَم۪ي وَلِيَ ف۪يهَا مَاٰرِبُ اُخْرٰى |
| Mûsâ dedi ki: “O benim değneğimdir. Ona dayanırım, onunla koyunlarıma yaprak silkelerim. Onunla başka işlerimi de görürüm.” |
| قَالَ اَلْقِهَا يَا مُوسٰى |
| Allah, “Onu yere at ey Mûsâ!” dedi. |
| فَاَلْقٰيهَا فَاِذَا هِيَ حَيَّةٌ تَسْعٰى |
| Mûsâ da onu attı. Bir de ne görsün o, hızla akan bir yılan olmuş! |
| قَالَ خُذْهَا وَلَا تَخَفْ۠ سَنُع۪يدُهَا س۪يرَتَهَا الْاُولٰى |
| Allah, şöyle dedi: “Tut onu. Korkma! Biz, onu yine eski durumuna döndüreceğiz.” |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|