«
Nisâ-59

6-‘’Nisâ-59’’ Allah’a İtaat Edin. Peygamber’e İtaat Edin.

6-‘’Nisâ-59’’ Allah’a İtaat Edin. Peygamber’e İtaat Edin.

Yâ eyyuhellezîne âmenû atîûllâhe ve atîûr resûle ve ulil emri minkum fe in tenâza’tum fî şey’in fe ruddûhu ilallâhi ver resûli in kuntum tu’minûne billâhi vel yevmil âhir(âhiri), zâlike hayrun ve ahsenu te’vîlâ.

Meal:Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin. Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir.

Muhammed Bilal Nadir Hazretleri bu Ayet-i Kerime ile ilgili bizlere şöyle buyurmaktadır;

İzah: Bu Âyet-i Kerîme ile ilgili olarak Resûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur:

″Biz Müslümanlar, (Ehl-i Kitab’a nazaran) sonra gelmiş bulunuyoruz. Fakat mahşer gününde faziletçe en ileride bulunacağız. Her kim bana itaat ederse Allah ﷻ’a itaat etmiş olur. Her kim de bana isyan ederse Allah ﷻ’a isyan etmiş olur. Her kim emîre itaat ederse bana itaat etmiş olur. Her kim emîre isyan ederse, bana isyan etmiş olur. İyi bilinmelidir ki devlet reisi, millet için bir siperdir. Onun önünde ve kumandasında harp olunur. Onunla düşmandan korunulur. Eğer o, millete takvâ ile emreder ve adâletle hükmederse, bu uygulamasıyla sevap kazanır. Eğer takvâ ve adâlet ile hükmetmez ise, bundan hâsıl olan günah ona döner.″ [1]

Yine Âyet-i Kerîme’de: ″Eğer Allah ’a ve âhiret gününe îman ediyorsanız, ihtilaf ettiğiniz herhangi bir meselede Allah ’ın kitabına ve Resûlün sünnetine mürâcaat edin″ diye buyrulmaktadır. Yani, eğer siz, Allah ﷻ’a ve âhiret gününe îman ediyorsanız, ihtilaf ettiğiniz herhangi bir meselede Allah ﷻ’ın kitabına ve onun açıklaması olan Resûlü’nün sünnetine mürâcaat edin, demektir. Bu sebeple bir Müslüman, dînî bir konuda ihtilafa düşerse, öncelikle Allah ﷻ’ın kitâbı olan Kur’ân’da ve Resûlullah ﷺ ‘ın sünnetinde onu aramalıdır. Bizim dînimizin en temel kaynağı bunlardır. Bu ikisini birbirinden ayırmak mümkün değildir. Eğer bu iki kaynakta da bulunamazsa, ancak o zaman İcmâ-i Ümmete ve Kıyas-ı Fukaha’ya bakılır.  

Sünnetin önemi hakkında Resûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur: ″Haberiniz olsun! Bana Kur’ân ile birlikte, onun bir benzeri sünnet de verilmiştir. Karnı tok bir şekilde koltuğuna kurulmuş olan bâzı kimselerin: ″Bize Kur’ân yeter! Onda helâl olarak

ne görmüşseniz, onu helâl; neyi de haram görmüşseniz, onu da haram kabul edindiyeceği zamanlar yakındır.

Şüphesiz ki, Resûlullah ﷺ ‘ın haram kıldığı da Allah ’ın haram kıldığı gibidir.[1]

Yine Peygamberimiz ﷺ Vedâ Hutbesi’nde şöyle buyurmuştur:

Size iki şey bırakıyorum ki, bunlara sarıldığınız sürece, aslâ dalâlete düşmezsiniz. Bunlar, Allah ’ın kitabı ve O’nun Peygamberinin sünnetidir.[2]

İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri Ruhül Beyan tefsirinde bu Âyet-i Kerîme ile ilgili bilgileri bizlere şöyle aktarmıştır;

Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e ve sizden olan ulül emre de itaat edin.” Ulü’l emr, yani emir sahibi olan idareciler, Hulafa-i Raşidin ve onların peşinden giden dosdoğru devlet başkanları gibi hak üzere hareket eden emirler ve adaletle hükmeden idareciler. Zalim idareciler ise, itaatin vacib olması konusunda Allah ve Resulü’ne itaat edilmeyi hak etmekten uzaktırlar. Çünkü onlar, insanların mallarını haksız yere ve zorla aldıkları için zorba hırsızlardır.

Cenab-ı Hak kullarına edep öğretmek için “Allah ‘a itaat edin. Peygamber’e ve sizden olan idarecilere de itaat edin” buyurarak Allah ﷻ’a itaati tek başına Peygamber’e ve idarecilere itaati ise beraber zikretmiş; ayrı olarak “Sizden olan idarecilere itaat edin” buyurmamıştır. Bu edep, Allah ﷻ’ın adı ile başka varlıkların adını bir arada zikretmemektedir.

Mahlûklara gelince onların adlarını bir arada zikretmek caizdir.

Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz” ” Yani, siz ve sizden olan idareciler herhangi bir dini konuda ihtilafa düşerseniz ” Allah ﷻ’a ve ahiret gününe inanıyorsanız onu Allah ﷻ’a” Allah ﷻ’ın kitabına “ve Resul’e” O’nun sünnetine “götürün”, müracaat edin. Çünkü Allah ﷻ’a ve ahiret gününe iman etmek bunu gerektirir. Allah ﷻ’a imanın bunu gerektirmesi gayet açıktır. Ahiret gününe inanmanın bunu gerektirmesi ise, bu emre karşı gelmek yüzünden ahirette ceza verilecek olması sebebiyledir.

Zahir ehli bu ayetin zahirine bakarak ictihad ve kıyasın caiz olmadı- ğını söylemişlerdir. Çünkü Hz. Allah ﷻ burada Kitab’a ve sünnete başvurmayı emrediyor. Her hadise ile ilgili açık bir nas olmadığına göre, Allah ﷻ mevcut nasların muhtevasını düşünmeyi ve bunların medlul ve muktezalarıyla amel etmeyi emretmiştir. Oysa bu ayet gerçekten kıyasın huccet olmasına delildir. Nasıl delil olmasın ki anlaşmazlığa düşülen konuyu, hakkında nas olan konuya götürmek, ancak benzetme ve hükmü onun üzerine bina etmekle olur. Kıyas ile kastedilen de zaten budur. Allah ﷻ’a ve Resulü ‘ne itaat emrinden sonra onun emredilmiş olması bu görüşü desteklemektedir. Çünkü bu, hükümlerin üç türlü olduğunu göstermektedir: Kitapla sabit olanlar, sünnetle sabit olanlar ve kıyas yoluyla Kitap ve sünnete götürülerek sabit olanlar.

Bu , yani anlaşmazlığı kitap ve sünnete götürmek sizin için çekiş- mekten hem hayırlı hem de netice bakımından daha güzeldir.” Bu ayet, hakka riayet ettikleri sürece idarecilere itaat etmenin gerekli olduğuna, hakka riayet etmedikleri takdirde ise itaat edilmeyeceğine delalet etmektedir. Hz. Peygamber ﷺ şöyle buyurmuştur: “Yaradana karşı gelinen bir konuda yaratılana itaat yoktur[3] Yine O şöyle buyurmuştur: “Her kim insanlarla muamelede bulunur haksızlık etmez, onlarla konuşur

yalan söylemez, onlara vaatte bulunur sözünden dönmezse işte o, insanlığı kemale ermiş, adaleti ortaya çıkmış ve kendisiyle kardeş olunması vacip olmuş kişidir.”[1]

İdarecilerin Allah ﷻ’ın kanun ve hükümlerini uygulayıp Hz. Peygamber’in sünnetlerine tabi olarak Allah ﷻ’tan korkup çekinmeleri gerekir ki Allah ﷻ onlara bakanların kalplerini korku ve heybetle doldursun. İşte o zaman zahiri suret ve görünüşlerini korumaya ihtiyaç duymazlar.

Hz. Peygamberimiz ﷺ şöyle buyurmuştur: “Kim bana itaat ederse Allah ‘a itaat etmiş, kim bana karşı gelirse Allah ‘a karşı gelmiş demektir. Kim de adil idareciye itaat ederse bana itaat etmiş, kim böyle bir idareciye karşı gelirse bana karşı gelmiş olur.[2]

Bil ki idareciler, salih ve fasid olma bakımından halkların amel ve vaziyetlerine uygun insanlar olurlar.

Hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur: “Nasılsanız, başınıza öyle biri getirilir.[3] Yani, siz salih insanlar olursanız, idarecileriniz de salih olur. Siz kötü insanlar olursanız, idarecileriniz de kötü olur.

Rivayet edilir ki Musa as Rabb’ine münacat edip “Ya Rab, rızanı gazabından ayıran alamet nedir?” dedi. Ona şöyle vahyedildi: “İnsanların başına, hayırlı kişileri getirdiğim zaman, razı olduğumun alametidir. Kötü kişileri getirdiğim zaman ise gazabımın alametidir.

Bil ki hakikatte emir sahibi olanlardan (ulü’l-emr) maksat Hakk’a vasıl olan meşayih ile manevi terbiye işi ellerinde olanlardır. Çünkü müridin terbiyesinde yetkili olan şeyhidir. Şu hâlde müride düşen kalp kapısını çalan her varid-i Hakk’ı, işareti, ilhamı, kendi hakkındaki amellerden ve hallerden haber veren her vakıayı şeyhinin nazar-ı mihengine arzetmesidir. Artık şeyh, neyi maslahat görür ve işaret ederse yahut hüküm verirse onun emir ve yasaklarına boyun eğer. Çünkü kendisinin ulü’l- emri, yani idarecisidir.

Şeyhe gelince, onun ulü’l-emri Kitap ve sünnettir. Böyle olduğu için de şeyhe düşen varid-i Hak olarak kendine gaybdan bahşedilen keşf, müşahede, sır ve hakikatleri, Kitap ve sünnetin mihengine vurmak, Kitap ve sünnetin doğru bulduğu, hakkında hüküm verdiği her şeyi kabul etmek aksi hâlde reddetmektir. Çünkü tarikat, Kitap ve sünnetle sınırlıdır. Necmeddin Kübra “Te’vilat”ında böyle zikretmiştir.


[1] Deylemi, hadis no:5546

[2] Buhari, Cihad 109, Müslim, İmare 33

[3] Acluni, 2, 66


[1] [2] Sünen-i EbûDâvud, Sünnet 6; Sünen-i Tirmizî, İlim 10; Sünen-i İbn-i Mâce, Mukaddime 2.

[2] [3] İmam Mâlik, Muvatta, Kitab’ul-Kader 3.

[3] Müsned,5,66


[1] [1] Sahih-i Buhârî Muhtasarı, Tecrid-i Sarih, Hadis No: 1240

Bir Cevap Yaz

admin Hakkında

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *